• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Murat KAVAK
Murat  KAVAK
duygukurami@gmail.com
FİYASKO
  • 0
  • 17 Eylül 2019 Salı
  • 1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan
  • +
  • -

Araştırma şirketi Konda bu yıl mart ayında yaptığı araştırmada, Türkiye’de kendisini “dindar” diye tanımlayan genç sayısının son on yılda %28’den % 15’e gerilediğini açıkladı. Yaşam tecrübemize, etrafımızda olan bitene baktığımızda araştırma sonuçlarının gözlemlerimizi doğrular nitelikte olduğunu görüyoruz.

Bir insanın ne kadar dindar olduğu ya da olmadığını tespit etmek elbette zor. Ancak yaşanan hayata baktığımızda kendisini Müslüman olarak tanıtanlarla Müslüman gibi yaşayanlar arasındaki inanılmaz uçurumu fark etmemek mümkün değil. Neredeyse camiler ve okunan ezanlar dışında sokakta dini bir yaşamın  izlerini bulmak pek mümkün değil. Hele İslam gibi sosyal adalete, gelir dağılımının hakça dağıtılmasına büyük önem veren bir dinin mensuplarının çoğunlukta olduğu bir ülkeye hiç mi hiç benzemiyoruz. İnsanların zevkleri, tercihleri, yönelimleri açısından da durum farklı değil. Bütün bunlar gösteriyor ki Konda’nın araştırmasını dikkate almak zorundayız.

Dindar genç sayısı azalıyor azalmasına ama, “bu azalan kesim ne yapıyor?” sorusu kendiliğinden gündeme geliyor. Azalan %10 buharlaşmadığına göre bu gençlerin inanç tercihlerinde de değişiklik olması kaçınılmaz. Bu durum sorgulandığında konu ile ilgili yapılan çalışmalar uzman görüşleri vb. yazılar okunduğunda karşınıza çıkan cevap ise ürpertici nitelikte.

Türkiye’de deizmi tercih eden genç sayısı artıyor. Yine dine ilgisiz ve agnostik bir tutumu tercih edenlerde de aynı artışı gözlemliyoruz.

Bu durum mevcut dinsel söylemini politikasının merkezine yerleştiren mevcut iktidar açısından bakıldığında sıkıntı büyük görünüyor. Anlaşılan o ki bu kadar harcama bu kadar teşvik bu kadar reklama rağmen, dindar sayısı azalırken deist sayısı durmadan artmış. Onlar için moral bozucu bir sonuç gibi görünse de, meseleye dikkatli bakıldığında bu tablo hiç de şaşırtıcı değil…

Çünkü dindarca yaşamı özendirip reklamını yapanların kendileri dindarca yaşamamaktalar…

Dünyevi zenginlikle ahiret mutluluğu arasında sallanırken eğilimleri görünen o ki dünyadan yana kaymış. Gençlerin, bu pırıl pırıl zekaların bunları görmemesi mümkün değil tabi ki…

Bir de Diyanet‘in rakamlarına bakmak gerekiyor. Çünkü bu hezimet onların alanı ilgilendiriyor. Medyadan öğrendiğimize göre Diyanet’in son 13 yılda bütçesi 10 kat armış, söz konusu kuruluşun 29 adet dini yüksek ihtisas merkezi bulunuyor. Personel sayısı 2008’de 83.000 iken 2019’da bu rakam 107,000 olmuş. Bu yılı bütçesi ise 10,4 milyar lira. TDV (Türkiye Diyanet Vakfı) geçen yıl 1 milyar liranın üzerinde gelir elde etmiş. Gayrimenkulleri, arsaları ve toplanan bağışları saymıyoruz…

Tüm bunların vatandaşın vergileriyle oluştuğu bilindiğine göre sonuç tam bir FİYASKO

Diyanet, orucu sakızın bozup bozmayacağı, 8 yaşındaki çocukların evlenip evlenemeyeceği veya insanı neyin tahrik edip etmeyeceği ile uğraşırken cemaat küçülüyor farkında değil.

Çünkü onlar da lojmanları, sosyal imkanları ve makam arabalarıyla  lükse konfora batmış durumda.

Dindarca yaşamayanların dindarlık söylemi geçerliliğini yitirirken, deist ve ateist sayısı artıyor. Neredeyse yirmi yıl iktidarda olup bu kadar din söylemi yaptıktan sonra böyle bir fiyasko ile karşılaşılması acı verici olsa gerek. Daha da kötüsü henüz bu gerçekle yüzleşecek gibi de görünmüyorlar.


Murat KAVAK – 2019

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Yazarlar tarafından sitede yayınlanan tüm yazılar, resimler ve videolar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir.