Maarif Modeli çerçevesinde oluşturulan 11. sınıf felsefe dersi, bazı güçlü yönlerine rağmen çeşitli açılardan eleştirilmeye açıktır.
1. Felsefi Derinlik mi, İdeolojik Yönlendirme mi?
Müfredatın temaları — çevre sorunları, teknoloji, inanç, hukuk, hayatın anlamı gibi — oldukça güncel ve değerlere dayalıdır. Bu durum olumlu gibi görünse de, bazı konuların felsefi tartışmadan çok belirli bir ahlaki veya ideolojik çerçeveye yönlendirme riski taşıdığı söylenebilir. “Akıl ve İnanç” temasında, inanç kavramı ağırlıklı olarak İslam düşüncesiyle ilişkilendirilmekte, farklı düşünce geleneklerine yeterince alan tanınmamaktadır. Bu durum felsefenin rasyonel düşünsel bir etkinlik olmasıyla çelişki yaratmaktadır.
2. Eleştirel Düşünmeye Önem Veriliyor mu?
Müfredatın amacı eleştirel düşünme ve felsefi sorgulama becerilerini geliştirmek olarak belirtilmiştir. Ancak içerikte önceden belirlenmiş doğru düşünce kalıplarının sunulduğu izlenimi oluşabiliyor. Öğrencilerden yalnızca düşünürlerin fikirlerini öğrenmeleri değil, aynı zamanda bazı değerleri “benimsemeleri” bekleniyor. Bu durum, felsefenin doğasına aykırı biçimde dogmatik bir zemine kayma riski taşımaktadır.
3. Akademik Düzey ile Öğrenci Profili Arasında Uyum Sorunu
İçerik oldukça kavramsal ve akademiktir; örneğin bilgi felsefesi, siyaset felsefesi, varlık felsefesi gibi soyut konular derinlemesine işlenmektedir. Ancak pek çok lise öğrencisinin kavramsal düşünme kapasitesi bu seviyeye tam hazır olmayabilir. Hatta felsefe dersine giren birçok öğretmenin felsefi kavramlara hakim olmadığı da bilinmektedir. Bu durum özellikle düşük sosyo-ekonomik bölgelerden gelen öğrencilerde anlam boşluklarına, yüzeysel ezberlere ve kafa karışıklığına neden olabilir.
4. Disiplinlerarası İlişki Potansiyeli Yeterli Biçimde Kullanılamamış
Müfredat disiplinlerarası yaklaşıma açık görünse de, içerikte bu bağlamlar yüzeysel geçişlerle sınırlı kalmıştır. Örneğin edebiyat-felsefe ilişkisi işleniyor, ancak bu ilişki didaktik anlatım biçimiyle ele alınıyor. Felsefenin sanat, tarih veya bilimlerle ilişkisi daha güçlü ve yapılandırılmış bir biçimde sunulmakta fakat bu yapılandırma işi öğretmene verilmektedir. Kısacası öğrenci pasifleştirilmektedir.
5. Öğretim Yöntemleri Açısından Yetersizlik
Müfredat, öğretim yöntemleri açısından klasik anlatı yapmaya ve metin çözümlemesine dayanıyor. Öğrencilerin aktif katılımını sağlayacak felsefi tartışmalar, drama teknikleri, ikili diyaloğa dayalı yöntemler gibi katılımcı pedagojik yöntemlere dair açık bir strateji sunulmuyor. Bu durum, dersin işlenişinde ciddi boşluklara yol açabileceği gibi soyut kavramların içselleştirilmesini zorlaştırabilir.
6. Felsefenin Evrensel Niteliği Yerelleşme Sürecinde Daraltılmış
Müfredat, evrensel felsefe geleneğine referans verse de, yerli-milli söylemler ön plandadır. Bu durum, yerli ve milli filozofların tanıtılması açısından olumlu olabilir; ancak Batı felsefesi veya Doğu felsefesi gibi evrensel akımlar arka planda kalmakta, öğrencilerin felsefi evrenle bütüncül temas kurması zorlaşmakta, evrensel planda düşünce dünyasındaki sınırları kaldıran felsefenin ruhuna aykırı bir durum yaratmaktadır.
7. Karşılaştırmalı Örnek: Dünya Uygulamaları
Felsefe eğitiminin işlenişi ülkeden ülkeye pedagojik gelenek, kültürel yapı ve eğitim politikalarına bağlı olarak farklılık gösterir. Ancak gelişmiş dünya ülkelerinde ortak olarak gözlemlenen bazı temel ilkeler vardır: eleştirel düşünmeye öncelik verilmesi, öğrenci merkezli yaklaşımlar, özgün metin kullanımı ve düşünsel çoğulculuk. Türkiye’deki Maarif Modeli felsefe müfredatı, bu ölçütlerle karşılaştırıldığında önemli eksiklikler barındırmaktadır.
7.1. Almanya
Almanya’da felsefe eğitimi, özellikle Gymnasium türü liselerde oldukça sistematik ve zorunlu bir içerik olarak sunulmaktadır. Öğrenciler Kant, Nietzsche, Hegel gibi Alman filozoflarının orijinal metinlerini okur ve tartışır. Derslerde öğretmen yalnızca bilgi aktarıcısı değil, tartışmaları yönlendiren bir moderatör konumundadır. Felsefi konular genellikle etik, özgürlük, bilinç ve bilgi gibi temel başlıklar etrafında şekillenir. Ayrıca farklı dini ve seküler görüşler dengeli biçimde sunularak öğrenciye kendi düşüncesini oluşturma fırsatı verilir. Yazılı sınavlarda açık uçlu sorularla öğrencilerin analiz ve yorum yetenekleri ölçülür.
7.2. Fransa
Fransa’da philosophie dersi lise son sınıfta zorunlu olup üniversiteye giriş sınavlarında (Baccalauréat) önemli bir ağırlığa sahiptir. Müfredat kapsamı oldukça geniştir: özgürlük, etik, toplum, sanat, bilgi gibi temalar çerçevesinde öğrencilerin felsefi denemeler (dissertations philosophiques) yazması beklenir. Bu yazılar sadece bilgi değil, argümantasyon ve özgün düşünce becerisini de ölçer. Felsefi eğitimin temel amacı, öğrencilerin yaşamla bağ kurarak düşünmelerini sağlamaktır. Bu model Türkiye’deki öğretim sistemine kıyasla öğrenciye daha çok düşünsel alan bırakmaktadır.
7.3. Finlandiya
Finlandiya’nın eğitim sisteminde felsefe, zorunlu seçmeli ders olarak işlenir ve öğrenci merkezli yapı temel alınır. Müfredat, bireyin yaşam deneyimlerinden hareketle sorgulama yapmasını teşvik eder. Öğrenciler, projeler geliştirir, güncel toplumsal sorunlara felsefi çözümler üretmeye teşvik edilir. Sokratik diyaloglar, tartışma halkaları ve yaratıcı drama teknikleri sıklıkla kullanılır. Öğretmenler, dersin yürütülmesinde rehberlik eden ve tartışmayı kolaylaştıran bir rol üstlenir. Öğrenci performansı ise yazılı sınavlardan çok projeler, sunumlar ve sınıf içi katılım üzerinden değerlendirilir.
7.4. Kanada
Kanada’da özellikle Ontario eyaletinde felsefe dersi lise düzeyinde seçmeli olarak sunulur ve tematik modüller şeklinde yapılandırılmıştır. “Bilgi ve Gerçeklik”, “Etik Sorunlar”, “Sosyal ve Siyasal Felsefe” gibi modüller etrafında öğrencilerin araştırma yapması, tartışmalara katılması ve kısa denemeler kaleme alması istenir. Ayrıca çok kültürlülük ilkesine dayalı olarak farklı düşünce geleneklerine (Batı, Doğu, Yerli felsefesi) dengeli şekilde yer verilir. Bu uygulama, felsefi çoğulculuğun sağlanması açısından örnek teşkil etmektedir.
7.5. Japonya
Japonya’da felsefe eğitimi doğrudan ayrı bir ders olarak değil, daha çok etik ve genel kültür dersleri içinde işlenmektedir. Ancak “Zetetic Approach” olarak bilinen sorgulayıcı düşünceye dayalı pedagojik strateji, öğrencilerin “neden?” sorusunu sormaya teşvik edilmesini esas alır. Öğrenciler hem Batı hem Doğu düşünürlerini karşılaştırmalı olarak öğrenir. Japon eğitim sisteminin disiplinli yapısı, felsefi öğrenmeye ciddi bir dikkat ve derinlik kazandırmakta, öğrencilerin kişisel değerler ile evrensel ilkeler arasında bağ kurmasını teşvik etmektedir.
Karşılaştırmalı Değerlendirme:
Bu ülkelerdeki uygulamalar, felsefenin evrensel niteliğine uygun olarak düşünsel özgürlük, çoğulculuk ve öğrenci merkezli öğretimi esas alırken; Türkiye’deki mevcut müfredatın bazı yönlerden ideolojik sınırlar ve geleneksel öğretmen merkezli yöntemlerle sınırlı kaldığı görülmektedir. Felsefe dersinin, sadece bilgi aktaran değil; düşündüren, sorgulatan ve tartıştıran bir yapıya kavuşturulması için bu uluslararası örneklerden ilham alınması gerekmektedir.
_____________________________________________________________________ Mayıs 2025

YORUMLAR