• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
İncinur Akgün
İncinur  Akgün
akgunincinur@gmail.com
Bir Annenin Gözünden Aile Sevgisi
  • 2
  • 04 Mart 2021 Perşembe
  • 1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan
  • +
  • -

Hepimizin bildiği gibi aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük birimidir. Toplumu ileri düzeye taşıyacak bireyler ancak sağlıklı ailelerde yetişir. Öyle ki evrensel anlamda barışçıl, eşitlikçi, huzurlu bir dünyanın inşası sağlıklı ailelerde yetişmiş sağlıklı bireylerce mümkün olabilir. Şunu bilmemiz gerekiyor ki aile olmak, hele hele insani değerleri yaşayan ve yaşatan mutlu bir aile olmak öyle sanıldığı gibi kolay değildir. Bir aileyi yönetmek bu kadar zorken köy, ilçe şehir, ülke ve nihayetinde ülkelerarası yönetimlerde söz sahibi olmak tabii ki başarılı bir geçmiş ve en önemlisi de ruh ve beden sağlığının birlikte olmasıyla gerçekleşebilir. Kanaatkâr olmak belki bir lider için mümkün değildir zira ülke çıkarı adı altında kendi bireysel çıkarlarını gözetmek ya da toplumun gözünde süper bir lider olmak belki geçici bir ün getirebilir ancak bu, zamanla kötü bir üne dönüşerek ileriki yıllarda nefretle anılmaya sebep olabilir.

Ben inanıyorum ki şimdi aklıma gelenlerden Hitler ve Mussolini sağlıklı bir aile ortamında büyümeyip bunun acısını belki kendi egolarını tatmin etmek üzere önce kendi ülkelerini sonra tüm dünyayı savaşların eşiğine getirip acılara sebep olmuşlardır. Şiddet gören şiddet uygular. Sevgisiz büyüyen bir çocuğu hiç bir şeyle doyurmak mümkün olmaz. Çok güzel bir söz vardır “annenin doyuramadığını, kimse doyuramaz”. Aile, içinde sonsuz hoşgörüyü ve kuralsızlığı barındırmamalı. Baba otoritesinin varlığı hissedilmelidir. Baba, hem kız hem de erkek çocukları için bir idol ve örnektir. Güzel olan her şeyi diliyle öğretip bizzat kendisi uygulayarak pekiştirmelidir. Her şey, ölçü dâhilinde olursa sonraki nesillere de en sağlıklı şekilde ulaşır diye düşünüyorum.

Çalışan bir  anne olarak belki sürekli kendimi  eleştirdim. Yetemediğim, yetişemediğim çok şeyler oldu. Belki çocuğun yaşamı boyunca yapacağı birçok şeye sıcağı sıcağına tanıklık edemedim. Akşama gelip pastalara çöreklere boğdum ama asla dolu dolu oyuncaklar, giysiler, zararlı yiyeceklerle kendimi affettirmeye çalışmadım. Mütevazı sofralarda yaş günü yaptık babasıyla belki birkaç çeşit pastalı bir masa, bazen de dondurmaya birkaç mum batırarak kutladık. En çok yaptığımız şey de onları koşulsuz, beklentisiz, şartsız sevmekti.

Bana dünyayı çekilir kılan şeylerin neler olduğunu sorarsanız hiç tereddütsüz DEDELER, NİNELER, ÇOCUKLAR ve ÇİÇEKLER derim. Geçmiş ve gelecek arasına ne sığdıracağımız ancak onları izlemek, öğrenmek ve öğretmekten geçer. Bir toplumun ayakta kalmasının yegâne yolu, “değerlerini kaybetmemek” ve “onları geleceğe taşıyabilmektir”. Yıllar önce okuduğum ve unutamadığım anlamlı bir söz şöyle diyor; “Çocuklar donmamış beton gibidirler, üzerlerine ne düşse iz yapar”. Onları bir birey olarak gördüğümüzü kendilerine küçük yaşlarda hissettirmeli ve onlara sorumluluklar vermeliyiz. Kesinlikle çocuk yetiştirme konusunda bir uzman ya da bir otorite değilim ancak tecrübelerime, okuduklarıma, gözlemlerime hatta içgüdülerime dayanarak bunu söylüyorum. Çoğu zaman onlardan beslendim. Bana yaşama sevincinin en alasını tattırdılar. Onlarla sürekli empati kurdum. Çünkü bende bir çocukluk geçirmiş ve nihayetinde anne olmuştum. Her seferinde kendime şunu sorarak onlara davrandım; “bu durumda ben olsam, bana nasıl davranılmasını isterdim?”

Şems-i Tebrîzî ne güzel demiş:

“Bazen ağlamak gerekir açılmak için, bazen anmak gerekir anılmak için, bazen susmak gerekir duymak için…”

Ben de yetemediğim yerde ağladım ve açıldım, geçmişteki insanların ne zor şartlarda çocuk yetiştirdiğini andım ve anladım ve sustum çocuklarımı duymak için. Elbette ben de babamın verdiği güven dolu ortamı vermek için çabalarken hatalar yaptım. Bazen bir başkasına olan kızgınlığımın, yorgunluğumun ve yetemiyor olmanın acısını onlardan çıkardım. Sonra “ama”larla kendime haklılık payı çıkarıp kendimi affetmek için meşru sebepler yarattım. Ve sonra “keşke”lerle günlerce yüzlerine bakarken o anların izlerini aradım. Ama bir sarılma var ya o tensel iletişim her şeyi silip götürüyor sanki. Bir ömür böyle yaşandı bende işte…

Sevgili dostlar, sizleri sevgiyle selamlıyor, yaratacağı etkiyi yıllar önce öngörmeyi çok istediğim güzel bir sözle yazımı bitirmek istiyorum:

“Çocuklarınıza zengin olmayı değil, mutlu olmayı öğretin, böylece hayatları boyunca sahip oldukları şeylerin fiyatını değil, kıymetini bilirler.”


 

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Aile Anne Sevgi

2 yorum

  1. Bir solukta, durup dinlenmeksizin okudum. En güzeli de içerisinde hayatımdan izler buldum. Bir okurun belki de yazardan en önemli beklentisi sadelik ve samimiyettir. Bunlar fazlasıyla mevcuttu ve içimi ısıttı okuduklarım, annemin şefkatini iliklerime kadar hissettim. Henüz yolun başında ve son derece acemi bir babayım, annemin tavsiyeleri ve deneyimleri inşallah yolumu aydınlatacak. Evet yanlış duymadınız, kendileri (yazar) benim annem olur 🙂 İlk arkadaşım, can yoldaşım, kitap kurdum, canım anacığım benim, seni çok seviyorum.

  2. İnci arkadasimi cani gonulden kutluyorum basarilarinin devamini diliyorum sabirsizlikla bundan sonraki yazisini bekliyorum kocaman opuyorum kalemine yuregine sagl

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Yazarlar tarafından sitede yayınlanan tüm yazılar, resimler ve videolar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir.